“Zihnimiz hala en karanlık Afrikası’na ve henüz haritası bile çizilmemiş Borneo ve Amazon havzalarına sahip”

Aldous Huxley

Sahip olunan ama keşfedilmemiş alanlar bizleri çoğu zaman korkutabilir. Korktuğumuz bu alanlara girme girişimlerimiz ise artan rahatsızlık hissi ile gelebilir. Uyku düzeninin bozulması, beslenmede farklılıklar, ilişkilerdeki çıkmazlar ve daha fazlası ile karakterize olan pek çok belirti ile alanlara girme zamanının geldiğini fark edebiliriz. Kişilere göre farklılaşan bu bedensel ve ruhsal enerjinin uygun kanallarla ara ara boşaltılması sonrasında ani ve yıkıcı boşaltımın önüne geçebilir. Fark edilen, boşaltıma ihtiyaç duyulan bu enerjiyi hangi kanal ile doğru ele alabilir ya da korku ve rahatsızlığı rahat ve memnun olma duyguları ile nasıl karşılayabiliriz? Yaşantımız içinde her duyguyu ve düşünceyi gönlümüzden geldiği gibi ifade edip insanlar tarafından kabul görmek pek mümkün olmayabilir. Mümkün olsa dahi bu dinleyişin çerçevesi yani sınırı çok esnektir. Konforlu, koşulsuz ve sağlıklı bir şekilde kurulan terapötik ilişkide o haritalarda daha özgür gezinme fırsatına sahip oluruz. Bu gezinmeyi bireysel zaman haritalarını kullanarak yaparız.

May insanın karakteristik özelliklerinden birinin de şimdiki zamanın dışında durup geleceğe ya da geçmişe bakabilmesi olduğunu, zamanın öncesine ve sonrasına bakabilmenin benliğin farkında olmayı zorunlu kıldığını söylemiştir. Geçmişin görevini yaşadığımız anı aydınlatmak, geleceğin görevini ise şu anı zenginleştirip derinleştirmek olduğunu ifade etmiştir. Geçmişe ve geleceğe sağlıklı bir bakışı nasıl sağlayabiliriz? Terapi anında kişi geçmiş ve geleceği o ana getirir. Terapist ile kurduğu ilişkideki duyguları ve davranışları ile yaşantısındaki ilk deneyimlere yolculuk eder. O deneyimleri tekrar yaşar, ortaya koyar ve terapist ile birlikte geçmişten farklı bir şekilde bugünde ele alır. Terapi süreci, yeni deneyimler sağlayıp yeni anlayışlar ile gündelik yaşantının uygunsuz örüntülerini sağlıklı olana daha yakın hale getirir.

Terapi bizi acılara daha yakın kılar. Cozolino acı çekmeyi aza indirgemenin yolunun acıya yaklaşabilmek, anlamaya çalışmak ve başkaları ile paylaşmak olduğunu söyler. Zorluklardan kaçınıldığında ve bu şekilde yaşamda kalındığında korkunun sinir sisteminde daha da derine itildiğini ifade eder. Başka bir ifade ile geri çekilme, beyin tarafından kapsamlı bir hayatta kalma stratejisi olarak algılanıp güçlenmektedir. Terapiye gelen kişiler, onları kaygılandıran ya da korkutan noktalara yaklaşabildiklerinde iyiye giderler. Terapide bu yakınlaşmayı sağlayıp kişinin güçlenmesine hizmet eder. Ne kadar gerçekliğimize yakınlaşmaya cesaret ediyoruz?

Uzman Klinik Psikolog

Sevdenur BAYRAKTAR

Son Yazılar

Kum Tepsisi Terapisi
Öfke Öğrenilen Bir Süreç Midir?
Terapinin Mümkün Kıldıkları
cheap air jordans|pompy wtryskowe|cheap huarache shoes| bombas inyeccion|cheap jordans|cheap air max| cheap sneakers|wholesale jordans|cheap china jordans|cheap wholesale jordans|cheap jordans|wholesale jewelry china